Pleiades® Şifa Sistemi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Pleiades® Şifa Sistemi Nedir?

2012 yılında Şeref Tolga Kuralay tarafından keşfedilen ve el dokunmaksızın uygulanan bir şifa sistemidir.

Ayrıntılı Bilgi için Tıklayınız

Pleiades® Şifa Sistemi hastalıklara uygulanır mı?

Pleiades® Şifa Sistemi hastalıklara değil, hastaya uygulanan bir sistemdir. Hastalığı her ne olursa olsun hastalığına bakılmaksızın her birey üzerinde Pleiades® uygulaması yapılabilir.

Hasta olmayan bireyler üzerinde uygulama yapılırsa ne olur?

Pleiades® Şifa Sistemi her insana uygulanabilir. Hayat kalitesinde, olayların değerlendirilmesinde, tepki ve davranışlarda pozitif ivmelenme kaydedilir.

Uygulamalar sonucu özellikle iyileşme görülen hastalıklar hangileridir?

Pleiades® Şifa Sistemi uygulamaları sonucu her bireyde farklılık gösteren süreçlerin gözlemlenmesine sebep olmuştur. Belirli bir hastalık ismi vermek bir yanılgı oluşturabilir.

Hiçbir hastalık için garanti verilemediğini söyleyebilir miyiz?

Önceden öngörüde bulanmak ve tahminlerle hareket etmek bizlerin en büyük yanılgısı olacaktır. Uygulamalar sonucu aldığımız geri bildimlerde kısa sürede mucizevi iyileşmeler olabildiği gibi daha uzun süreli zamanda da olabiliyor. Her zaman beklediğimiz sonuçlar alınmasa da hayat kalitesinde artışlar görülebiliyor.

"Hayat kalitesinin artışı" ifadesi ile anlatılmak istenen nedir?

Korkularımız, yargılarımız ve inançlarımızdan kaynaklı duygularımızı bastırabilir ve ruhsal yaraların ortaya çıkmasına yol açabiliriz. Çocukluktan edinilen koşullanmalar,derinlerde yatan ve hiçbir zaman farkına varamadığımız bilinçaltı travmaları hayat kalitemizi düşürür.

Öfkeli ve stresli bir hayat yaşıyor olabiliriz, sosyal ilişkilerimiz, beraberliklerimiz veya evliliklerimiz, mesleki veya ticari sorunlarımız olabilir ve bunlarla baş edemiyor olabiliriz. Hayat bize kabus gibi geliyor olabilir. İç dünyamızda durulmayan fırtınalar yaşıyor olabilir, bununla beraber değersizlik ve çaresizlik gibi duyguların içine hapsolmuş olabiliriz.

Tüm bu duyguların çözümü başladığında hayatı yepyeni ve daha canlı gözlerle görebilir, sosyal hayatımızın, ilişki ve beraberliklerimizin, değer duygularımızın çok daha pozitif olmasını sağlayabiliriz.

Olayları değerlendirmeyi, yanıt vermeyi,kolaylıkla çözümlemeyi ve tüm bunları yaparken stresten uzak kalmayı başarabiliriz.

Hayat kalitemizin artması ile beraber daha huzurlu ve dingin bir yaşama adım atabilir, stres kaynaklı rahatsızlıklarımızın kendiliğinden çözüldüğüne şahit olabiliriz.

Neden Pleiades® uygulaması almalıyım?

Kendi hayatınız için, yolculuğunuz için, kendinizi yeniden keşfetmek ve tanımak için, en önemlisi zihninizden özgürleşerek kalbinizle anlamayı ve yaşamayı denemek için seçebilirsiniz.

Pleiades® uygulamaları kaç seans yapılmalıdır ve seanslar ne kadar sürmektedir?

Pleiades® Seansları bir gün ara ile en az 3 seans olarak uygulandığında yeterli olmaktadır. Uygulayıcı ve danışanın süreci takip etmesi ve süreç içinde gerekli gördüklerinde aynı programı tekrarlamaları mümkündür. Seanslar 15 dakika ile 1 saat arasında değişkenlik gösterebilir.

Aktivasyon ve Uyumlanma programı nedir?

Aktivasyon ve uyumlanma programı kendi kendinize seanslar yapabilmenizi sağlayan programlar olup uygulayıcı eğitim programları dahilindedir.

Aktivasyon programına katılım sağlandığında kendi kendinize seans uygulamaları yapabilir,kendi sürecinizi kendiniz takip edebilir ve eğitmen rehberliğinden yaralanabilirsiniz.

Pleiades® Uygulayıcı Eğitim programları içinde Pleiades® Sistemi Uygulayıcı olarak dilerseniz sevdiklerinize,dilerseniz kendinize uygulamalar yapabilirsiniz. Uygulayıcı çevresine seanslar uyguladığında her uygulamada kendi için de seans uygulaması almış olur.

Aktivasyon ve Uyumlanma Süreçleri İçin Tıklayınız

Aktivasyon ve Uyumlanma Programına Kimler Katılmalıdır ?

Pleiades® Aktivasyon ve Uyumlanma Programı Bireysel Dönüşümün Başlatıldığı Bir programdır.

Bireysel Dönüşüm Nedir ?

Bireysel Dönüşüm, belirli rahatsızlıklarımızın kök nedenlerinin dönüşmesi anlamına gelir. Misal olarak, bel fıtığıgibi bir rahatsızlık sadece bel fıtığı olarak adlandırılmamalıdır. Bu rahatsızlığın oluşmasında birçok duygusal ve zihinsel hatta ruhsal nedenlerde gizlidir.

Sadece bedeninizde farkedilen rahatsızlık, aslında bir sonuç olarak ele alınırsa bu rahatsızlığının nedenlerine de inmek mümkün olacaktır.

Hayatın sorumluluğunu üstlenmek, gereğinden fazla sorumluluk almak gibi nedenlerinde bu tip rahatsızlıklara yol açtığı bilinmektedir. Ancak bu nedenlerin altında bir çok farklı nedenlerinde çıkması muhtemeldir.

Mesela sorumluluğun neden alınması gerektiği gibi bir çok kalıp inançlar da, çocukluktan edilinen kök inançlara dayalı olabilir veya daha önce geçirilen bir travma buna neden olmuş olabilir. Bazı durumlarda tek bir neden varken, bazı durumlarda ise birden fazla neden bulunabilir. Bu yüzden her bel fıtığından rahatsız olan birey için aynı nedenler geçerli değildir.

Başka bir örnekte, ilişkilerimiz de veya evliliklerimiz de oluşan sorunlardır. Bu sorunlar temelde dışarıda olarak algılansada bilinçaltımızda yatan kök inançlara, daha önceki yaşadığımız tecrübelerden veya şoklardan ortaya çıkan duygusal blokajlara dayalı olabilir. Güven ve şüphe sorunları, aldatılma korkusu vs. gibi sorunların her bireyde nedenleri farklı olacaktır.

Örneklerimizi gündelik hayatımızdan her alanda vermek mümkündür. Ancak örneklerden anlamamız gereken temel nokta bizim rahatsızlık olarak adlandırdığımız bir çok şeyin zihinsel, duygusal ve ruhsal nedenleri de olmasıdır.

Sadece yüzeyde görülen bir rahatsızlık ana neden değildir. O bir sonuçtur.

Yüzeyde sonuç olarak görülen rahatsızlığın ortadan kaldırılması, rahatsızlığın nedeninin de ortadan kaldırılması anlamına gelmez. Kök neden dönüşmediği ve o neden üzerinde farkındalık oluşmadığı sürece bedenimiz diğer yandan farklı rahatsızlıkların etkisine girecektir.

Odaklanılması gereken yer beden değil, bilinçtir. Tüm sorunların ana kaynağı, bilincin o veya bu şekilde bloke edilerek beden ile bağının bir noktada kopmasıdır. Bilinç, duygusal, ruhsal ve zihinsel baskılar ile baskılandığında sinir sisteminin genel dengesi bozulmakta ve bunun sonucu rahatsızlık veya hastalık olarak ortaya çıkmaktadır.

Tüm bu saydığımız nedenlerin köklü olarak dönüşüme girmesi ve farkındalığın artarak genişlemesine “BİREYSEL DÖNÜŞÜM” adını verebiliriz.

Bireysel dönüşüm yüzeyde değil, varlığımızın bilinç boyutundan beden boyutuna kadar her katmanda dönüşümü ve yenilenmesi anlamına gelir.

Tüm dönüşüm süreci ise farkındalık ve idrak yetilerimizin açılması ile mümkün olmaktadır.

Bağımlılıklar, korkular, takıntılar, ilişki sorunları, aile ve sosyal sorunlar, stres gibi tüm bu sayılan faktörler“BİLİNCİN” bloke edildiği durumlarda bedenimizin iç ve dış dengesini kaybetmesine yol açar ve rahatsızlıklar meydana gelir.

Dingin ve kendi içinde bütün olan bir bilinç ise, kaliteli ve dengeli bir yaşamı beraberinde getirir.

Pleiades® Aktivasyon ve Uyumlanma Programları da BİREYSEL DÖNÜŞÜM programlarıdır. Hangi rahatsızlıktan gelirseniz gelin, varlığınız derinden bir dönüşüme girer. Daha öncede anlattığımız gibi her bireyin rahatsızlığının bir veya birden fazla nedeni vardır. Bu nedenlerin farkındalığa ulaşması için gereken süreç bireyden bireye değişmektedir.

Pleiades® Sistemi, bioenerji ve türevleri olan teknikler gibi yüzeysel ve hastalık odaklı olmadığından, hastalıkların nedenleri üzerinde etkili olduğundan daha geniş kapsamlı ve rehberlik isteyen bir sistemdir.

Bioenerji ve türevlerinde teşhis ve tedavi yöntemleri kullanıldığından evrensel bütünlük yasası değil, kişisel bilgi ve teknikler işler. Yüzeysel çalışmalarda kök nedenler çözülemediğinden bütünsel kapsamda bir çalışma olmaz. Ancak iyileşmeler yaşanabilir.

Aktivasyon Programlarına katılmadan önce bilinmesi gereken temel nokta, sadece hastalık ve rahatsızlık üzerine değil nedenler üzerine de köklü bir çalışma başlayacağıdır.

“BİREYSEL DÖNÜŞÜM” aynı zamanda kendinizi keşfetme, tanıma, dengeleme yolculuğudur.

Tüm hayatınızda derinden dönüşüm başlatan bir keşif yolculuğudur. Bu keşif yolculuğunda kendinizi, zihninizi, duygularınızı tanıma fırsatı bulabilir ve kendi yolunuzu yaratabilirsiniz.

Rahatsızlıklarla savaşmak yerine kaynağa inerek farkındalığınızı genişletebilir ve kendi kendinizin efendisi olmanın yolunu açabilirsiniz.

Eğer “BİREYSEL DÖNÜŞÜME EVET” diyorsanız Aktivasyon ve Uyumlanma Programları size hitap etmektedir.

Sadece rahatsızlığım geçsin ama “DÖNÜŞÜME HAYIR” diyorsanız Bioenerji ve teknikleri ile beklentilerinizi karşılayabilirsiniz.

Pleiades® Şifa Sistemi Aktivasyon Programları daimi rehberlik hizmetleri ile desteklenmektedir. Uyumlanma sürecinizde  dilediğiniz sürece rehberlik hizmeti alabilirsiniz. Programlara katılmadan önce tam olarak niyetinizde netleşmeniz programdan en üst seviyede faydalanmanız için önemli bir adımdır.

Aktivasyon ve Uyumlanma programlarında, beden sinir sistemi ve endokrin iç salgı bezleri üzerine aktivasyon olacağından, bedeniniz kendini dengeleme sürecine alacaktır. Bununla beraber başlayan ruhsal ve zihinsel dönüşümler süreci takip edeceklerdir.

Pleiades® Sisteminin Hastalığa Yaklaşımı Nedir ?

 

 

 

HASTALIĞIN RUHU İLE KONUŞMAK

Pleiades® Şifa Sistemi İle HASTALIĞIN Ruhu ile Temasa geçilir. Bu sayede Hastalığın İçeriği farkedilir ve Dengelenme yaşanır.

Bedende, zihinde, ruhta ve duygusallıkta ortaya çıkan nedenler, Hastalığın Ruhunun lisanıdır. Bu lisanı öğrenmek için dinleme yeteneğimizi aktive ederiz. Bu dil sayesinde HASTALIK vasıtasıyla Kendi ÖZ bilincimize TEMAS edebiliriz.

HASTALIK, bizi Varlığımıza taşıyan bir rehberdir…

Bu rehberle Konuşmak için Öncelikle DİNLEME sanatını öğrenmeliyiz. Bu şekilde Onunla karşılıklı konuşabilir ve kendimizde ki sorunları çözmenin yepyeni yollarını keşfedebiliriz.

Bedenimizde gerçekleşen olaylar, bu olayların kaynağı olan bilginin bedende açığa çıkmasıdır. Kalbimiz ve tansiyonumuz belirli bir ahengi takip ederken, beden ısısı belirli bir derecede seyrederken, iç salgı bezleri hormon salınıma devam ederken aslında bir “BİLGİ” beden de okunmaktadır. Bedensel azaların belirli bir formda uyumla, dengede işlevini sürdürmesi “SAĞLIK” olarak adlandırılır. Bu uyum bozulduğu zaman ortaya çıkan duruma ise “HASTALIK” ismi verilir.

“HASTALIK”, bedenimizdeki uyumun ve dengenin bozulması ve ahengin tehlikede olduğunun göstergesidir.

Bedenimiz, bilincimizde meydana gelen tüm bilgilerin, işlemlerin, ve değişikliklerin ortaya çıktığı ve kendini ifade ettiği “ALAN” dır.

Birey eğer bilincinde bir “UYUMSUZLUK” yaşarsa bu uyumsuzluk bedende kendini hastalık olarak gösterecektir. Bu durumda bedenin “HASTA” olduğunu söyleyemeyiz. “HASTA” olan “BİLİNÇ”tir ve bunun belirtileri yani geri bildirimleri bedende açığa çıkar ve deneyimlenir.

Bu durum da Bedensel, zihinsel ve ruhsal hastalıkların aslında sadece “HASTA” olan “BİLİNÇ” ten kaynaklı belirtiler ve geri bildirimler olduğunu anlayabiliriz. Hasta olan ruh, beden veya zihin değildir. Kaynak noktası “BİLİNÇ” tir.

Hastalıklarda bu ayrım belirtinin ilk çıktığı alan için işaret olarak kullanılır. Bilinçte başlayan “DENGE” sorunu ruh, zihin veya bedende kendini gösterir. Tüm bu ayrımların, hastalığın önlenmesinde bir etkisi yoktur. Zihinsel ve ruhsal hastalıklar olarak isimlendirilen hastalıklarda yine bilincimizde başlayan ve kendini zihinde ifade eden hastalık belirtileridir.

Hastalık , BİLİNÇ boyutunda başlar ve BEDEN  Boyutunda deneyimlenir. Bu durumda odaklanmamız gereken alan BEDEN değil BİLİNÇ olmalıdır.

Bedenimizin ahengi elbette önemlidir ve önemsenmelidir. Bilincimizin aynası ve göstergesi bedenimizdir. Bedenimize gösterdiğimiz ilgi “BİLİNÇ” durumumuzu da göstermektedir.

Bedenimizde bir hastalık meydana geldiğinde tüm odağımız belirtiye kayar. Yaşam akışımız ve konforumuz sekteye uğrar. Böylece hastalık belirtileri bizi rahatsız etmeye başlar. Yapmak istediklerimizi yapamaz, yapmak istemediklerimizi yapmaya başlarız. Bu da alışmış olduğumuz düzenimizi bozacağından ciddi sıkıntılar içerisine gireriz. Rahatsızlık veren hastalık belirtisini yok etmek ister ve belirtiye karşı savaş açarız.

Rahatsızlığın nedenini ise yine bedende aramaya başlar ve tabiri caizse bedende bir “AV” sezonu başlatırız.

Bir arabamız olduğunu düşünelim. Arabamızın gösterge panelinde birçok uyarı ışığı olduğunu hepimiz biliriz. Kapılarımız açık olduğunda, el freni çekik kaldığında, yakıtımız bittiğinde ve bunun gibi durumlarda bu işaret göstergeleri yanarak bizi haberdar eder.

Bu işaret lambalarından birisi yandığında lambalara kızamayız yada lambaları yok etmeye veya görmezden gelmeye kalkamayız. Bunun yerine eğer yakıt bittiğine dair bir işaret aldıysak bir istasyon aramaya başlarız.

Bir tamirciye aracımızı götürsek ve tamirci işaret lambasını söküp atmaya kalkarsa da ona kızarız. İşaret lambasının işlevi sorunu bildirmektir ama sorunun kendisi değildir.

Bu örneğimiz de işaret lambaları “HASTALIK BELİRTİLERİ” dir. Bedenimizde hastalık belirtisi olarak ortaya çıkan aslında görünür olmayan bir sorunun görünür biçimde kendini ifade etmesi ve bizim dikkatimizi oraya çekmek istemesidir. Bu sayede durabilir ve bunun sebebini sorgulayabilir ve belirtiye bakarak ne olduğunu anlayabiliriz.

Belirtilerle savaşmak ve onları yok etmek mantıksız bir eylem olacaktır.

Hastalık belirtileri yerine “HASTALIK” olgusunu masaya yatırmamız gerekmektedir. Hasta olma durumunun kaynağı çok daha derinlere iner ve bir iki kestirme teknik veya yöntem kullanılarak hile ile geçiştirilemez.

HASTALIK, bireyin BİLİNCİNDE bir şeylerin ters gittiğinin ve buna bağlı olarak uyumun bozulduğunu İşaret eden bir durumdur.

İçsel dengenin kaybedilmesi kendini bedende bir hastalık belirtisi olarak gösterir.

Hastalık ve belirtileri arasında farkı kavrayabildiysek hastalığa karşı olan tutumumuz ve bakışımız da değişecektir.

Bu sayede hastalık belirtilerini doğru olarak yorumlayabilecek ve bilinç boyutuna inebilecek ve sorunu merkezinde çözebileceğiz.

Böylece artık hastalıkla savaşmak ve onu yok etmeye çalışmak yerine onu anlama yoluna gidebilir.

Hastalıkların dilini öğrenebilir ve onları dinleyerek ne yapmamız gerektiğini de bulabiliriz.

Bunu kavradığımızda hastalık belirtileri bizim en yakın ve açık sözlü dostumuz ve rehberimiz olacaktır.

ŞİFA yendiğimiz bir hastalıktan değil, dönüştürdüğümüz bir hastalıktan ortaya çıkar.

ŞİFA, insanın BİLİNÇ boyutunda tam ve bütün hale gelmesine ve AYDINLANMA diye işaret edilen duruma en yakın aşamanın adıdır.

ŞİFA, farkedilemeyen olanın farkedilmesi ve varlığımızda yeniden ortaya çıkmasıdır. BİLİNÇ boyutunda BÜTÜNLÜK sağlanmadan gerçekleşmesi mümkün olmayan bir olgudur ŞİFA.

Hastalık belirtilerini sadece beden boyutunda çözmeye çalışmak sadece geçici rahatlamalar sağlayabilir.

Aynı seviyede zihinsel ve ruhsal alanlarda da yapılan müdahaleler geçici bir rahatlama sağlayabilir.

Ancak bu sadece gelen mesajları yok etmek anlamına da geleceğinden HASTALIK dönüşmüş olmayacaktır.

Çünkü BİLİNÇ boyutunda çözülmemiş, dönüşmemiş bir çatışma ve kaos devam etmektedir ve mesajlar yani hastalık belirtileri gerek zihinsel, gerek duygusal veya gerekse bedensel alanlarda yine kendini farklı formlarda ifade etmeye devam edecektir.

 

HASTALIK VE SAĞLIK

Genel toplum dilinde farklı hastalıklardan bahsedilir. Ancak HASTALIK sözcüğü tekil bir kavramdır.

Nasıl ki SAĞLIK kelimesini çoğul olarak SAĞLIKLAR olarak kullanamıyorsak HASTALIK kelimesini de kullanamayız.

HASTALIK ve SAĞLIK İnsanın Bilinç durumunun göstergesi olan olan iki tekil kavramdır. Bu kelimeler bedenimizin belirli organlarını işaret etmez.

Çünkü HASTA ve SAĞLIKLI olan bedeninin kendisi değil İNSANIN yani BİLİNCİN kendisidir.

Bedenimiz bilincimizin kendini ifade ettiği alan olduğundan sadece bilincimizden gelen bilgileri bize mesaj olarak sunar.

Ölü bir insana baktığımızda bedenin hareketsiz olduğunu görürüz. Çünkü bilinç, bedenimizden bağımsızlaşmıştır.

Artık bedene bilgi iletmeyi bırakmı ve bedenimiz ifadesiz kalmıştır. Buda bize her olay ve oluşun bedenimizde değil bilincimizde olduğunun açık bir ifadesidir.

 

Bilincimiz bir tv programı gibidir. Bedenimiz ise bu programın alıcısıdır. Nasıl ki tv programının içeriğini taşıyan bilgiler frekans dalgaları halinde ise BİLİNCİMİZ de frekans dalgaları halinde bir terkip ten oluşur ve bedenimizin parçası değildir.

Bu yayında bir sorun olduğunda alıcı bilgiyi yanlış ifade etmeye başlar, işte BİLİNCİMİZ de sorun olduğunda bunun belirtilerini bedenimizde deneyimlemeye başlarız.

Bilincimiz, atomaltı boyuttaki ÖZ varlığımızdır. İçeriği Saf Bilgiden, saf alandan meydana gelir.

Evrensel Yasa ve olguların ortaya çıktığı bir rahim gibidir. Sayısız titreşim ve frekansların bütünüdür.

Bedenimiz ise Bilincimizin farkındalık alanını oluşturur.

Kendimizi beden boyutunda madde dünyasında yine madde algıları ile tanırız.

Ancak bedenimiz sadece AY’ın yeni ay hali gibi görünen ve algılanan tarafıdır. Aynı şekilde Okyanusu bilincimiz, okyanusun yüzeydeki dalgalarını bedenimiz gibi düşünebiliriz.

Dalgalarda oluşan bir değişiklik, okyanusun derinlerindeki sükûnetin bozulmasından kaynaklanır.

Aynı bilincimizde başlayan bir çatışmanın bedenimizde algılanabilir olması gibi.

Pleiades® Aktivasyon seanslarında ise Bilincimizi ve bilincimizde kutuplaşmayı dengeleyen bir akım başlar, etkileri zihinsel, ruhsal ve bedensel olarak algılanabilir.

Bu yüzden Pleiades® hangi hastalıklarda iyi gelir sorusu anlamını yitirmiş oluyor çünkü Pleiades® Sistemi, Bilinçte başlayan bir dönüşümün tüm varlığımızın katmanlarında etkili olduğunu işaret etmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

Pleiades® Şifa Sistemi ile ilgili daha fazla ayrıntı almak ve sorularınızın ötesinde merak ettiklerinizi öğrenmek için arayabilirsiniz.

eda

Eda KURALAY

Pleiades® Danışmanı ve Eğitmeni

0 543 717 22 87